Dünyayı Keşfedin: En Heyecan Verici Turlar
- Macera Travel
- 28 Haz
- 2 dakikada okunur
Benim en çok görmek için can attığım yerler, Fransa-Paris ve İtalya-Venedik’ti. Paris’te ise Eyfel Kulesiydi. Üniversite hazırlıkta okurken Eyfel ile ilgili bir hikaye okumuştum. Ve o günden beri ben de artık bir Eyfel aşığıydım. O demir yığınının altında otururken ve ona dokunduğumda hissettiğim mutluluğu anlatamam. Zaten bir ara kendi kendime “İbrahim oğlum farkında mısın, şuan Paris’tesin lan!” diye hatırlatmam da bundan ötürü olsa gerek. Venedik’i ise ilk kez “İtalyan İşi” adında bir filmde görmüştüm. Filmde şehrin sokakları tamamen sular altındaydı ve insanlar ulaşımlarını araba yerine gondol adındaki kayıklarla sağlıyorlardı. Bu yaşam biçimi çok hoşuma gitmişti. O an aklımdan bile geçmiyordu bir gün ben de o şehre gidecek ve gondolla şehrin ara sokaklarında ilerlerken köprülerin altından geçeceğim. Bu iki olağanüstü şehrin dışında Belçika’nın “Az insan, çok huzur.” tarzı yaşantısı, Polonyalıların “Yaradılanı sevdik, yaradandan ötürü.” diyen Mevlana vari tavırları ve Wroclaw sokaklarına özenle yaptıkları “Yedi Cüceler Heykelleri”, Romanyalıların Bükreş’te şehrin her yerine astıkları Rumen bayrağından daha çok değer verdikleri AB bayrakları(Zorla kendilerini AB’ye aldırmış gibi bir havaları vardı.), Avusturya, Viyana’daki ihtişamlı “Schönbrunn Sarayı ve Bahçesi”, Macaristan, Budapeşte’nin İstanbul’umuza benzeyen tarihi ve mimari yapıları, Hollanda, Amsterdam’daki özgürlüğü son noktasına kadar yaşayan insanlar, İsviçre, Cenevre’de ziyaret ettiğimiz “Cern Bilim Merkezi”, Çek Cumhuriyeti, Prag’daki İkinci Dünya Savaşını hasarsız atlatıp günümüze kadar ulaşan dünyanın en büyük kalelerinden biri olan “Prag Kalesi”, Slovakya, Bratislava’da “Sokak Kütüphaneleri ve Açık Hava Sineması”, Ve son olarak vatanımıza dönmeden önceki son durağımız olan Bulgaristan’ın Varna plajında tüm yorgunluğumuzu atmamızı sağlayan “Deniz, Güneş ve Kum.”
Tüm bunları düşündüğümüzde anlatılmaz yaşanır tarzından 20 gün geçirdim. Hayatım boyunca elde edemeyeceğim tecrübeleri gezip görerek elde ettiğimi düşünüyorum. Hani hep tartışma konusu olan bir soru var ya “Çok gezen mi çok bilir yoksa çok okuyan mı?” okumayı da seven biri olarak bana sorarsanız ikiside çok bilir. Ama gezerek öğrenmek okumaya göre daha eğlenceli olduğu aşikar.
Ortalama insan hayatının 60-70 yıl arası olduğu düşünülürse ve dünyada yaklaşık 6-7 milyar arası insan olduğu varsayılırsa, proje sponsorlarım “İzgören Akademi ve Meridyen Gıda” sayesinde Uluslararası Gençlik Aktiviteleri Merkezi Derneği ve Şanlı Urfa Eyyübiye Belediyesi’nin ortaklığıyla gerçekleşen 20 günde Avrupa’nın 15 ülke 20 şehrini gezip görmemize vesile olan Macera Otobüsü Projesine 24 yaşında, 50 katılımcıdan biri olduğum için çok şanslı olduğumu düşünüyor ve bu projede emekleri geçen herkese bana unutulmaz bir 20 gün yaşattıkları için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum…




